DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Gök Gürültülü

YAZMAK İYİDİR AMA DÜŞÜNMEK DAHA İYİ

05.11.2020
A+
A-

Susayan bir denizin tuzuyum oysa

Kalp yetmezliğinden üşüyen bir ruh gibi titriyor dalgalar

Güneş sağdan mı doğar tepe noktasına?

Çamura bulanmış bir dalgada beyaz köpük neyi anlatırsa

Öylesine kanat çırpıyor parmaklarımda gri bir güvercin.

Denizin omzuna bir yük gibi binmiş gemiler

Bana kavuşmayı getirmiyorlar belli ki

“Aramak bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak” dedi Hermann Hesse Siddhartha adlı kitabında.

Hayat denen yolculukta karşımıza çıkan her şey öğreticidir, her insan bir fikir, her fikir kendini bulma yolunda bir arayış… Evet, kendini bulmak, bu konuda çokça fikir beyan ettiğimin farkındayım çünkü çıkmış olduğumuz bu yolculukta ‘hayatı çok da ciddiye almamak gerek canım’ söylemlerine katılmıyorum. Bu yargının kişiyi rehavete düşürdüğü düşüncesindeyim. Ciddiye alınmayacak bir hayatın kıymetli bireyleri olmak herhalde çok da ikna edici olmayacaktır.

“insanın kendi kimliğini tanımlarken bilmesi gereken temel ilkedir, kendini tanı” der Ahmet Davutoğlu. Kendini tanımayan dışarıdaki unsurlara, nesnelere, olaylara, tarihi akışa anlam katamaz. Sahip olduğumuz şahsi serüvenimizde içimizde ve dışımızda halledemediğimiz meselelerimiz var. Günah ve sevaplarımız, neden ve niçinlerimiz, birçoğumuzun amaçları var. Herkes kendine bir metot bulup bir şekilde bu yolculuğu tamamlarken kendine okumayı şiar edinmiş ya da merakı olanlara bir kitap tavsiye etmek ve biraz ondan bahsetmek istedim.

Okumak insanın yolculuğunda en büyük rehberdir insanın ruhuna bürünen o atalet duygusundan sıyrılmasına, anlamaya, öğrenmeye kendi içinde tanımlayamadığı ve hatta daha önce tatmadığı duyguların rehberi olabilir.

Son dönemlerde okuduğum kitaplardan biri olan Hermann Hesse’nin Siddhartha kitabı küçük hacimli olmasının yanında insanı kendi içindeki yolculuğu; kendi benini bulma yolunda aşkı, mutluluğu, bilgiyi, hakikati, hikmet arayışını ve her şeyden önce nefisten arınmak kendi beninin özüne girmeye çalışmak olduğunu öğretiyor.

Bir varış noktası olmayan yol, insanı varacağı yola götürmeyen yoldur ama arayışın kendisidir de aynı zamanda. Siddhartha’nın yolculuğunda o hem yoldur, hem yolcudur, hem yolda karşılaşılanlardır hem de bunların hiçbiri olmaya yetmeyen bir samanadır.

Düşüncelerimiz ve çevremizde olan şeyler sürekli değişip gelişse de temel olan felsefe hep aynı kalır. Gerçeğe ulaşmak için katlettiğimiz yollar hepimiz için farklılık gösterse de gerçeğin yerinin aslında hep sabit kalması gibi. Hepimizin hikâyelerinin farklı olması, ama vardığımız ortak değerlerin aynı olması gibi.

Hesse’nin kitabında Siddhartha’nın çevresindeki insanlara “çocuk insan” değerlendirmesi yapması da dikkat çekici noktalardan biriydi. Nedir çocuk insan? Dünyanın iç yüzünü görmekten kaçan, hazları zevkleri için yaşayan, dünyadaki varlık nedenini göz ardı eden, ölçüsüz, sorgulamayan bir insan. Sorgulamak, çokça istismar edilen bir kelime daha çok dini inanca zarar vereceği korkusu oluşturur insanda. İnsanların inançları, değerleri vardır. Asla değişmeyecek, daima hayatının bir umut kaynağı olacak gerçek doğruya ve erdeme götüreceğine inandığı inançları vardır. İnsan bu derece önem verdiği bir şeye rasyonel bakmakta zorlanabilir. Bu insanın kendi öznelinde cevaplayabileceği bir şeyken ‘neden’ sorusuna bir cevap getiremediğimizde seçtiğimiz yolu koruyamamış oluyoruz. İşte siddhartha’nın çocuk insanı da tam olarak bu; seçtiği yolu açıklamakta, cevap getirmekte zorlanan, yemek içmek dışında hiçbir şey yapmayan insanlar.

Bu esere dair üzerinde konuşulacak sayfalarca şey bulunabilir, kendinden bir şeyler bulmak ve hatta kendine çokça anlam katmak çok mümkün.

“Hiç kimse başkasının ilerlediği yolda ne kadar ilerlemiş olduğunu göremez” yani aslında kimsenin başarı ya da başarısızlığından kendimize pay çıkarmaya hakkımız olmadığı gibi kimsenin günahı ya da sevabıyla kimsenin bulduğu ya da kaybettiği ile kendimizi sınamak bize hiçbir şey kazandırmaz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.