DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Az Bulutlu

GENLER KADERİMİZ Mİ?

20.11.2020
A+
A-

Bilim çevrelerinde uzun süreli araştırmalara konu olan bir soru vardır. Genler kaderimiz mi? Yoksa nasıl bir çevrede (fiziksel, duygusal, sosyal, vb.) yetiştiğimiz mi, kim olduğumuz ve ne tür bir hayat süreceğimizin belirleyicisi? Cevabını baştan vereyim. Her ikisi de. Genler kim olduğumuzu belirlemede önemli. Genetiğimiz sadece fiziksel özelliklerimiz söz konusu olduğunda değil, yeteneklerimiz, eğilimlerimiz, geliştirilmeye açık yönlerimiz mevzu bahis olduğunda da etkin. Öte yandan, içinde yetiştiğimiz çevre, özellikle bebeklik ve ilk çocukluk dönemimiz, genlerimizle taşıdığımız hangi özelliklerin aktive olacağını, hangilerinin pasif kalacağını belirlemekte. Yani ya doğamız, ya çevremiz değil; doğamız ve çevremiz karşılıklı etkileşim içerisinde hareket etmekte.

İnsanın gen yapısının, fare genomuyla çok yüksek oranda benzerlik taşıdığını duymuşsunuzdur. Bu sebeple psikoloji bilimi, insan davranışıyla alakalı deneylerde farelerden de faydalanır ve sonuçlar ‘insan’ı anlamak üzere paylaşılır. 2003 yılında Emory Üniversitesi’nden Thomas Insel ve Darlene Francis öncülüğündeki bir araştırma ekibi genlerin ve yetiştirildiğimiz çevrenin davranışımız üzerindeki etkisini ölçümlemek için bir test yaptılar. Bu testte, yenilik arama ve korkuya duyarlılık bakımından çok farklı iki fare soyu (BALB ve B6) kullanıldı. BALB fareleri genetik olarak utangaç şekilde üretilmişlerdi. Korkak davranıyor ve kafeslerinin bir köşesine saklanıyorlardı. B6 fareleri ise yeni şeyler aramaya hevesli ve korkusuz tavırlar sergiliyorlardı. Araştırmacılar, genetik olarak korkusuz olan farenin, utangaç ve korkak bir annenin yanında yetiştiğinde nasıl bir davranış biçimi sergileyeceğini test etmek istediler. Araştırma sonucu bir hayli ilgi uyandırıcıydı. Normalde genetik olarak cesur olan fareler, utangaç annelerle büyüdüklerinde; kendileriyle aynı genetiği paylaşan farelerdense (B6), birlikte büyüdükleri utangaç anne farelere (BALB) daha çok benzemişlerdi. Araştırma sonucu bize iki önemli veri sunar. Birincisi, genetik yapı davranış üzerinde önemli bir belirleyicidir. Ondan daha çok dikkat çekici olan ise, hayatın ilk evresindeki temel bakım verenin (çoğunlukla anne) sunduğu çevrenin genetik doğamız üzerindeki güçlü etkisidir. Gen haritamız elbette ki önemli. Fakat nasıl bir çevrede yetiştiğimiz, sahip olduğumuz genlerimizin hangilerinin aktifleşip, hangilerinin suskun kalacağını belirlemekte ön plana çıkıyor. Sağlıklı, sevgi dolu bir ortamda büyüyen bir çocuk, “olabileceğinin en iyisi olma” adına önemli bir fırsat yakalamış oluyor. Bugün bize emanet olan geleceğin yetişkinleri için bu ortamı hazırlamak bizler için hem bireysel, hem de toplumsal bir ödev. O yüzden evlerimizden başlayarak, cemiyet hayatımızı, eğitim sistemimizi bu farkındalıkla düzenlemek zorundayız.

Öte yandan, bu etkileşim sadece çocukluk dönemiyle sınırlı değil. Hatta tek başına bireylerle de sınırlı değil. Biz de yapıp ettiklerimizle çevremizi şekillendiriyoruz ve içinde yaşadığımız ülkenin sosyal, ekonomik şartlarından; bağlı bulunduğumuz toplumun örflerinden etkileniyoruz. Bu farkındalık bizi, başkaları için örnek teşkil edecek davranışlar içinde olmak noktasında sorumlu kılar. Bu sorumluluğu içselleştirirsek, Gandhi’nin dediği gibi dünyada görmek istediğimiz değişimin kendisi oluruz. Diğer taraftan, hangi etkilere maruz kaldığımız konusunda da uyanık olmalıyız. Moral bozucu, yıkıcı, şer odaklı etkilerden kendimizi korumalıyız. Toplumsal huzura, iyiliğe, gelişime katkı sunan etkilere cevaz vermeli; beden ve ruh sağlığımıza sahip çıkmalıyız. Hz. Mevlâna’nın dediği gibi, “İnsanoğlu düşünceden ibarettir. Gerisi et ve kemikten. Gül ekersen gülistan olur, diken ekersen dikenlik olur.” Gül olalım, gül yetiştirelim, dikenleri kurutalım, gülleri sulayalım.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

  1. Avatar Sümeyra dedi ki:

    İstifade ettik güzel hocam💚🌷