DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Az Bulutlu

DOĞU – BATI SENTEZİ

NECMETTİN TÜRKEKUL
Eğitimci / Yazar
21.07.2020
A+
A-

Magna Carta – Şeyh Edebali Arasında

Batının övünç kaynağı; Magna Carta veya Magna Carta Libertatum, 1215 yılında kral, kilise ve feodaller arasında imzalanmış bir İngiliz belgesidir. Bu belge ile kral ilk kez hükümranlık yetkilerini kısıtlamış (tabi ki bu batı için ilk olmuştu o da halka lehine değildir) derebeylere bazı haklar tanımıştır.

Batı için günümüzdeki anayasal düzene ulaşana kadar yaşanılan tarihi sürecin önemli basamaklarından birisi sayılır bu belge.

Aslen, Papa III. İnnocentius, Kral John ve dönemin baronları (derebeyleri) arasında, kralın yetkileri hususunu karara bağlamak amacıyla imzalanmıştır.

Magna Carta, Kralın bazı yetkilerinden feragat etmesini, kanunlara uygun davranmasını ve hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesini zorunlu kılmıştır.

Metinde kralın yetkilerini teoride kısıtlayan hükümler yer almaktaydı. Mesela 61. maddeye göre feodal kanunlara atıfta bulunulur ve 25 baronun kralın amil hükmüne karşı gelebileceğini belirtir ama kral mücbir sebepler ile bunu yok sayabilir.

Bizim aydınlarımız Magna Cartaya bakarak, ‘ vay be adamlar ta o zaman ne kadar da modernmişler, daha o yıllarda halka (aslında yalnızca 25 barona) ne haklar vermişler der ve bizim atalarımızın aynı şeyi yapamamış olduğuna hayıflanırlar.

Oysa bu yetkileri kral kime vermiştir, kral kilise ve derebeylere vermiştir halka değil. Yani yapılan şey halkı tek başına kralın söğüşlemesine izin vermeyip onu feodal yapıyla ve kiliseyle paylaşmak arzusunun ya da zorunluluğun bir belgesidir Magna Carta.

Gerçekten bizde bir benzeri yok mudur? sorusuna evet yoktur diyenler olabilir tabi ki yanılarak. Zira bizde bunun çok daha insancıl ve doğrudan halka yansıması olması nedeniyle daha iyisi olan Şeyh Edebali -Osman Bey arasındaki sözleşme vardır.

Nedir bu sözleşme hatırlayalım;

Ey Ey Oğul!..
Beysin, bundan sonra öfke bize; uysallık sana. Güceniklik bize; gönül alma sana. Suçlamak bize; katlanmak sana. Acizlik, yanılgı bize; hoş görmek sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana. Kem göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana.

Ey Oğul!..
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.

Ey Oğul!..
İnsanlar vardır şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. Unutma ki, dünya sandığın kadar büyük değildir. Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür.
Bu yolda nazarımızı sonsuzluğa dikip; büyük yürümek ve büyük ölmek gerek. Bu yolda hırs, diken; benlik ve kibir, engeldir oğul. Sakın hâ kendine takılmayasın ve kendinde boğulmayasın.

Teklik sadece Allah’a mahsustur, tek başına karara durup hoyrat dünyanın dayanılmaz ağırlığını kaldırmayasın. İşlerini ehil kişilerle, ehil kişilere danışarak tutasın. Danışırsan yol alırsın, danışmazsan yolda takılıp kalırsın oğul.

Oğul!

Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin; ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgarında savrulup gidersin.
Bir dem gelir bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun. Bir dem gelir yerdeki karıncaya mağlup olursun.
Güç hayvanda bile mevcut. Akıl sadece anahtar. Anahtara takılmayasın. Aslolan anahtarın açacağı kapılardır. Kapıların ardında hazineler, kapıların ardında sırlar vardır. Sırlar ki, ebedî muştuları koynunda barındırır; sonsuza kavuşturur.
Aklını kullanıp dünyadayken Cennet’in kapılarını aralayasın oğul. Öfken ve benliğin bir olup aklını yener!

Dâima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Azminden dönmeyesin. Çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil. Her işin gereğini vaktinde yap.

Öfke ateş, öfke âfet, öfke şeytandır oğul. İnsanoğlu dağları devirir; ama öfkesine mağlup olabilir. Öfkeyle savaşı daima taze tutmak gerekir.
Sabırsız olmaz oğul. Sabırsız menzile varılmaz. Kaf Dağı’na sabırsız ulaşılmaz.

Vazifen çetin, yükün ağırdır oğul. Hizmette önde, ücrette geride olasın. Vazifenin en ağırına tâlip olmaktan kaçınmayasın. Vazifenin ağırlığı Yaradan’ın kullarına ihsânıdır.

Oğul, açık sözlü ol!.. Her sözü üstüne alma, gördüğünü söyleme, bildiğini bilme, sözünü unutma, sözü söz olsun diye söyleme.

Bizler nefreti eritmek için, muhabbetin asâletini dünyaya yeniden hâkim kılmak için çıktık yola. Bu yolda utanacak bir şeyimiz yoktur. Muhabbet yolunun gizlisi saklısı yoktur oğul.

Ama altının değerini sarraf bilir; sözünü muhatabına göre ayarlayasın. Câhilin karşısında altınlarını çamura atmayasın.

Yiğit olan kördür, kötülüğü görmez. Sağırdır, kem sözü işitmez. Dilsizdir, her ağzına geleni demez. Bildiğini de her yerde ayaklar altına sermez. Yunus gibidir o; yüreği muhabbete, gönül ibresi hakikate ayarlıdır.

Sevildiğin yere sıkça gidip gelme, muhabbetin kalkar, itibarın kalmaz. Düşmanını çoğaltma, haklı olduğunda kavgadan korkma! Bilesin ki; atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!

Her şeyin ortası makbuldür, sevginin de. Sevdiğini gereğinden fazla sevmeyesin. Sevgini de, sadece yüreğinin eline vermeyesin. En çetin imtihan “sevgi”yle olanıdır. “Kişi ne kadar bahâdır olsa da, muhabbete tuş olur” diyen atanın sözünü aklından çıkarmayasın. Böyle imtihan olmamak, istikbalde neslinden utanmamak için gecelerin bağrında, seherlerin aydınlığında duaya durasın. Senin ideallerin ve geleceğe dâir hedeflerin var oğul!..

Gönül adamı ömrünü boşa harcamaz, yüreğini ucuza satmaz, edep tâcını başından almaz. Gönül erinin her zaman yüzü yerde, gönlü göktedir. Haklı olduğunda kavga vermesini bilir. Kavgayı sadece bileğiyle değil, ilmiyle ve yüreğiyle yapmasını bilir.

İyiliğe kötülük, şer kişinin kârı,
İyiliğe iyilik her kişinin kârı,
Kötülüğe iyilik, er kişinin kârı’ymış oğul.!

Ey Oğul!.. Üç kişiye acı: Cahillerin içindeki âlime… Zengin iken fakir düşene… Hatırlı iken itibarını kaybedene…
Unutma ki! Yüksekte yer tutanlar asagidakiler kadar emniyette degildir.
Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.

Ey Oğul!.. Zümrüt-ü Ankâ’nı iyi seç ki, Kaf Dağı sana yakın olsun. Yolun ebediyete kadar açık olsun.

Ey Oğul!.. Yolun uzun, işin çetin, yükün ağır.
Allah-û Teâlâ (cc) yardımcın olsun.

Şimdi hangisi kralın yetkilerini daha çok kısıtlıyor fikredelim bakalım. Vesselam.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.