DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 5°C
Çok Bulutlu

Can Cana

12.01.2021
A+
A-

Pozitif Psikoloji çok zengin ve günlük hayatımıza uygulanabilirliği açısından oldukça işlevsel veriler sunan bir alan. Bu alanda çalışmak beni bilhassa şu açıdan memnun ediyor: kadim bilgeliğimizin bize öğütlediklerini, günümüz dünyasında pozitif psikoloji sahasında yapılan bilimsel çalışmalar da doğruluyor. Şahsım adına bu sonuçlar şaşırtıcı değil. Fakat, bu tarz çalışmaların bilimsel bir altyapıda ve özellikle Batılı araştırmacılar tarafından yürütülmesi; sonuçlarının en materyalist, en pozitivist zihinlerin bile dikkatini çekmesi açısından önemli. Nitekim, elde edilen bulgular modern zaman insanını tekrar düşünmeye ve hayatını artık bildiklerini bilmiyormuş gibi yaşamaya devam etmemesi yönünde eyleme geçmeye davet ediyor. Buradan “kalp ile akledenlere” de bir selam gönderelim. Onlar zaten hâl ile bildiklerinin, bilim ile doğrulanıp, aktarıldığını gördüklerinde en fazla bir tatlı tebessüm ediyorlardır. Gelelim konumuza. Neden başkalarına yardım ederiz?

İnsan sadece çıkarları için hareket eden, rasyonel ve faydacı bir varlıktır yaklaşımının aksine, empati-özgecilik hipotezi insanın bir başkası için hissettiği empatinin, kişisel çıkarı olmaksızın, o kişiye yardım etmesini sağlayabileceğini kanıtladı. Yanlış duymadınız, “İyilik yap, denize at. Balık bilmezse, Halik bilir,” deyişimizin geçerliliği test edildi, onaylandı. Detaylarına geçmeden önce ilk etapta empatinin ve özgeciliğin ne demek olduğuna bakalım.

Özgeciliğe kaynak olarak gösterilen temel gerekçe ihtiyaç halindeki bir insan için hissedilen duygusal reaksiyondur. Bu tetiklenme empati olarak adlandırılır. Bu bağlamda empati bir insanın karşısındakinin durumundan etkilenebilme ve onun durumuna paralel bir duygusal karşılık verebilme yetisidir. Buradaki paralel ifadesi, eğer karşıdaki kişinin durumu pozitif ise olumlu, negatif ise olumsuz duygulanım yaşamaya işarettir. Ayrıca ihtiyaç halindeki bir insan söz konusu olduğunda bu noktada hissedilen empatik hâl tek bir duygu ile sınırlı değildir. Bilakis merhamet, yumuşak kalplilik, şefkat gibi duyguları ve hatta üzüntü, keder gibi duyguları içeren bütünsel bir duygusal reaksiyondur. Günlük hayatta kişide bu çeşit bir empati uyandıran biriyle karşılaşılması halinde, bu durum kişide (a) yardıma ihtiyaç duyan kişinin halini algılama (b) diğerinin iyiliğine/rahatlığına değer verme halini ortaya çıkartır. İşte empati-özgecilik hipotezi de ihtiyaç halindeki bir kişiye karşı empati hissetmenin, özgeciliği uyandırdığını iddia eder.

Özgecilik (diğergâmlık) başkalarına fayda sağlama motivasyonu olarak tanımlanmaktadır. Eğer birisinin bir başkasına yardım etmesinin nihai amacı, o kişinin iyiliğine katkı sağlamak ise buna özgecilik denir. Diğer bir deyişle, özgecilik nihai amacı salt başkasının iyiliğine katkı sağlama motivasyonu olan hâl/durumdur.

Özgecilikle ilgili çok çeşitli tartışmalar yürütülmektedir. Özgeciliğe kaynak teşkil etmesi itibariyle, empatinin haricinde toplulukçuluk, ahlâkçılık, prososyal davranış gibi tutumlardan bahsedilmektedir. Öteki taraftan özgeciliği tamamen reddeden görüşler de mevcuttur. Evrensel egoizm, insan doğasının tamamen çıkar odaklı hareket etmek üzerine biçimlendiğini ve bir diğerini hesapsız kitapsız düşünebiliyor olmanın mümkün olmadığını iddia eder. Evrensel egoizmin savunucularına göre, bir kişi diğerlerine karşı ne kadar cömert veya yardımsever olursa olsun, nihayetinde bu tavrı onun kendi çıkarlarına hizmet eder. Yapılan bir yardımın ancak (a) toplumun takdirini kazanma, (b) toplumsal ayıplamadan kaçınma veya (c) maddesel bir kazanım elde etme gibi amaçlar uğruna yapıldığını söylerler. Hatta dışsal kazanımlar olmadığı takdirde bile, birilerine karşı kibar ve yardımsever davranmamızın, bunu yapmadığımız takdirde hissedebileceğimiz suçluluk duygusundan bizi kurtaracağı için, mevcut hareketin yine kendi çıkarımıza hizmet ettiğini savunurlar. Bir şirketin itibar için sosyal sorumluluk kampanyası düzenlemesi; arkadaşlığımızın tehlikeye girmesi korkusu yüzünden bir arkadaşımıza yardım etmemiz, zor durumda olan biriyle karşı karşıya kaldığımızda onun bu halinin bizde rahatsızlık uyandırması ve bu rahatsızlıktan kurtulmak amacıyla yardım etmemiz egoist yaklaşımın savlarına örnek teşkil edebilir.

Özgecilik taraftarları ise başkalarına yardım etme motivasyonun bencil gerekçelerle ortaya çıkabilme ihtimalini reddetmezler. Fakat, iddiaları şudur ki, bazılarımız için, bazı durumlarda, bir başkasına yardım etmenin amacı sadece bir başkasına yardım etmiş olmaktır. Ve bundan başka bir amaç taşımaz. Bununla ilgili kişisel kazanımlar olsa bile bu bizim motivasyonumuzun ana kaynağı değildir. Bunlar olsa olsa bizim yardıma niyetlendiğimiz sırada aklımıza gelmeyen fakat sonradan elimize geçen yan kazanımlardır. Yani burada bir kazanımdan bahsedilecek olursa bu sadece bir başkasına karşılıksız verebilmiş olmanın getirdiği huzurdur. İnananlar için de Allah (c.c.) rızası.

Evrensel egoizm birçokları için çok mantıklı gözükebilir. Aslına bakılırsa bütün Batı kültürü, uzun bir dönem boyunca bu görüşle yoğrulmuştur. Rönesans ve Rönesans sonrası felsefesinin, biyolojinin (her ne kadar evrimsel biyoloji artık bunun aksini ispatlamış olsa da), ekonominin merkezinde bu görüş yatar. Lisans eğitimim sırasında ekonomi okudum. Ekonomi ilminin temelleri kıt kaynaklar ve rasyonel (yani çıkarları doğrultusunda) hareket eden birey kabullerine dayanır. Bu anlayış, insanların bir diğerini, ancak onun durumu kendi refahlarını tehdit eder hâle geldiğinde dikkate alacağını söyler. Aksi halde bana ne senin ciğerinin yanmasından, bana ne mazlumun ahından (!) Günümüzde, mevcut sosyal ilişkilerde oldukça yerleşik bir tutum gibi gözükse de, bu tutum bizim diğergâmlıkla mayalanmış kültürümüz için bir hayli yabancıdır. Biz “Komşusu açken tok yatan bizden değildir,” öğüdüyle yetişmiş bir millet olarak, sadece ve sadece bir çıkar karşılığı bir başkasına el uzatmayı ayıp sayarız. Şimdi bazılarımız için unutulmaya yüz tutmuş olsa bile, mahçup olmasın diye kimseye görünmeden kapısı çalınan ve bir tas çorba verilen komşularımızın hatıraları ya zihinlerimizde ya da duyduğumuz hikayelerde ama illâ ki bir yerlerdedir.

İşin ilginci, bu bencil bakış açısının hegemonyası altında kalan Batı toplumunda yetişen araştırmacıların bu konularda çalışmalar yapmış olması ve bu iddiaları çürüten kanıtlara ulaşmış olmasıdır. Biz insanlar lanet olası egoist, iğrenç yaratıklar değilmişiz meğerse. Bir başkasına, sırf onun iyiliği için yardım edebilirmişiz ve bu bizim mayamızda varmış. Sosyal bilimlerdeki araştırmaların yanı sıra evrimsel biyologlar da bunun türümüzün devamı için edindiğimiz bir davranış biçimi olduğunu ve genlerimizle bir sonraki nesle aktardığımızı tespit etmişler.

Tüm bunları neden mi anlattım? Belki binlerce yıl önce yaşamış olan empatik ve diğergâm bir atamızın verdiği soluğu, içimize çekmişizdir. Bugün karşılıksız bir iyilik yaparız ve kalbimizden ılık ılık bir şeyler akar. Ve biz de verdiğimiz solukla, kainata bir sonraki karşılıksız iyiliğin zerrelerini bırakırız diye.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.