DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 5°C
Çok Bulutlu

KÜÇÜK İŞLETMELER ÜLKELERDE TOPLUMSAL VE SİYASİ İSTİKRARI SAĞLAR…

Dr. Duygu HIDIROĞLU
Öğretim Üyesi
11.01.2021
A+
A-

Girişimcilik faaliyetlerinin henüz güçlü bir konuma gelmediği dönemde, küçük işletmeler istihdam sağlayıcı konumdadır ve dolayısıyla küçük işletmeler ülkelerde toplumsal ve siyasi istikrarı sağlamaktadır.

Smith, Ricardo ve Mili ekonomistleri girişimcilik faaliyetlerinin az olduğu bu dönemde kapitalistler ile girişimciler arasında ayrım yapılmadığını savunmaktadır. 1700’lü yıllarda ekonomist Richard Cantillon girişimcinin girişim başlatırken üstlendiği kişisel fînansal riski, bir bireyin girişimci olma kararınının belirleyicisi olduğunu tespit etmiştir. 1800’lü yıllarda Mili, bir girişimci ile şirketin hissedarları gibi fînansal riski üstlenen fakat firmanın günlük operasyonlarına aktif olarak katılmayan şirket sahipleri arasında Cantillon’dan daha net bir ayrım sağlamıştır (Sobel, 2008). Girişimcilik faaliyetlerinin ön plana çıkmadığı bu dönemlerde kurulan genel denge modelleri, firma organizasyonu ve işleyişine odaklanmaktan çok, firmaların vermiş olduğu kararlan inceleyerek piyasa dengesini açıklamaya çalışmaktadır. Bu yaklaşım, pazarda firmaların belirli bir teknoloji ve fiyat belirleyerek başka firmalarla rekabet etmediği şaşırtıcı bir denge durumu ortaya koymaktadır.

Bu yaklaşım firmanın bel kemiği olan girişimcinin pasif durumda olduğunu kabul etmektedir. Yaklaşıma göre girişimcinin firmadaki rolü sadece, karı maksimize eden belirli bir teknoloji ve faktör fiyatını belirlemede karar vermektir .(Cuervo, 2005).

Veblen, Keynes veya Galbraith’in yaptığı araştırmalarda girişimci, ekonomide bir dengesizlik kaynağıdır ve spekülatör gibi üretken süreci olumsuz etkileyen bir varlık olarak görülmektedir.

Hatta bu bakış açısı, Marx ve radikal iktisatçıların yazılarında daha uç noktalara taşınmaktadır. Bu dönemde, girişimci-kapitalistler zenginliği elde etmede işçileri sömüren soyguncu baronlar olarak tanımlanmaktadır.

Girişimci faaliyetin ve girişimcinin bu olumsuz görünümü, Clark (1961), Kirzner (1973), Knight (1947) ve Schum-peter (1936) gibi araştırmacılar tarafından daha sonra yumuşatılmış ve girişimci dinamik değişim ve ekonomik hareketlilik gibi iki koşulu değerlendirerek mevcut üretim yöntemleri üzerinde bir gelişme ve yenilik geliştiren ve saf kazanç sunan kişi olarak tanımlanmıştır.

Bu dönemi takiben, yönetici rollerinde verimsizlik ve örgütsel boşluklar keşfeden araştırmacılar örgütsel girişimcilik kavramına yoğunlaşmaya başlamıştır (Leibenstein, 1968). Girişimciler, engellerin aşılmasına yönelik çabalarından, üretim tekniklerini iyileştirmelerinden, yeni buluşlar üretmelerinden ve riskleri üstlenmelerinden dolayı; Schumpeter’m (1936) da vurguladığı gibi, yenilikçiliğin ve ekonomik büyümenin kaynağı olarak kilit rol oynamaktadırlar.

O dönemin bakış açısına göre, yalnızca durağan bir ekonomide bir firmada girişimci olmadan sadece yönetici ile işler yürütülebilmektedir. Ekonominin dengede olduğu durumlarda girişimciye ihtiyaç duyulmazken; ekonomide dengesizlik hâkimken firmalar girişimcilere ihtiyaç duymaktadır.

Bunun nedeni ise, girişimcilerin yöneticilerin aksine değişkenlikle başarılı bir biçimde baş edebilme yeteneklerinin olmasıdır. Aynı zamanda girişimciler firma için teknik ilerleme kaynağıdır (Schumpeter, 1936). Schumpeter (1936) daha sonraki dönemlerde girişimcilik rolünü açık bir şekilde iki önemli role ayırmaktadır. Girişimcinin ilk rolünde, girişimcinin kapitalist yönünü ve girişimciliğin işlevleri vurgulanmıştır. Bu rolle girişimci hisse senetlerinin gelişimini sağlamakta ve borsa tahvili oluşturmaktadır.

Diğer rol ise, firmanın gelişimini açıklayan bir kurumsal girişimcilik rolüdür. Bu ikinci rol çerçevesinde, girişimci “yeni kombinasyonlar” kuran lider rolüyle değişim kaynağıdır ve yeniliğin yaratılmasından ziyade yeniliğin uygulanmasıyla yakından ilgili bir liderdir. Böylelikle, küçük işletmelerin verimsizliklerini ortadan kaldırarak kendi yatırımları için fırsata çeviren yenilikçi girişimciler geleceğin büyük şirketlerinin temellerini
atmışlardır.

(Scholars, Chandler (1977), Galbraith (1967), and Schumpeter (1942)). Bu yenilikçi girişimciler maddi ilerlemeye giden yolda liderdirler. Girişimcilik kavramı kapitalizmle beraber oldukça önem kazanmış ve 1985’ten bu yana girişimcilik türlerinden yenilikçi girişimcilik son derece ön plana çıkmıştır. Ekonomileri yeni girişimler için çekici hale getirmek önem kazanmıştır. Devletler girişimler için gerekli altyapı oluşturarak ve teşvik/destek programları hazırlayarak özellikle yenilikçi girişimleri arttırmayı hedeflemişlerdir.

Von Mises (1986) girişimciyi ilk olarak yapılması gerekenle yapılabilecekler arasındaki farkı anlayan ve kavrayan, tüketicilerin beklentilerini tahmin edip bunları sağlamaya çalışan kişiler olarak açıklamıştır. WEF’in (Dünya Girişimcilik Forumu) girişimcilikle ilgili yaptığı bir araştırmasında yüksek teknolojiyle yenilikçi girişimde bulunan işletmelerin ekonomideki diğer işletme ortalamalarının üzerinde büyüme ve gelişme gösterdiği gözlenmiştir.

(GEM,2001). Avrupa ülkelerinin ekonomik gelişmesinin, ekonomide lider konumunda olan diğer gelişmiş ülkelerden az olması neticesinde konuyla ilgili bir rapor yayınlanmıştır. Bu raporda Avrupa ekonomilerinin diğer ülkelere kıyasla geri kalmasının en temel nedeni olarak girişimcilik faaliyetlerine yeterince ağırlık verilmemesi görülmüş ve girişimcilik faaliyetleri gerektiği kadar desteklendiğinde diğer ülkelerle olan ekonomik gelişme farkının hızla kapatılabileceği vurgusu yapılmıştır (TÜSÎAD, 1999).

Günümüzde ise girişimcilik ve yönetsel yetenekler, ülkenin gelişme derecesinin belirleyicileri haline gelmiştir (Cuervo, 2005). Örneğin girişimci faaliyetlerde en etkin rol model ülke ABD, diğer ülkelerle kıyaslandığında ekonomik gelişmişlik derecesi neredeyse en yüksek ülkedir denilebilir.

Son yıllarda girişimcilik kavramı oldukça ön plana çıkmıştır; çünkü istihdam sorunu artmış, ekonomilerin gittikçe güçlenmesiyle yeni ekonomik yapılar oluşmuş ve bu yapılara uygun yeni ve farklı girişimlerin kurulması gerekliliği  doğmuştur. Ayrıca, işletme alanındaki teorik gelişmeler de girişimciliğin popüler olmasına ve genel kabul görmesine imkan tanımıştır (Carlsson ve Karlsson,1999; Foss ve Klein,2002; Swetberg,2000; TÜSÎAD, 1999).

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.